FATSA BOLAMAN
BOLAMAN
BOLAMAN' DAN HABERLER..
BOLAMAN' DAN MANZARALAR
FATSA RESİMLERİ
ORDU' DAN MANZARALAR..
MESAJLAR..SİZDEN GELENLER..
KARADENİZ YAYLALARI
MİZAH KÖŞESİ..FIKRALAR
ZİYARETÇİ DEFTERİ YENİ
ZİYARETÇİ DEFTERİ 1
İNTERNETTE BOLAMANLILAR
İletişim
BOLAMAN FORUM
ARŞİV YAZILARI
BOLAMAN ASKER UĞURLAMA...
BOLAMAN 2009 I
SÜLEYMANPAŞA SARAYI VE HAZİNEDARLAR
=> ÜNYE SANCAK BEYLİĞİ SARAYI 2
=> SÜLEYMANPAŞA SARAYI 6
=> SÜLEYMANPAŞA SARAYI 3
=> SÜLEYMANPAŞA SARAYI 4
=> OSMAN PAŞA SON ÜNYE SANCAK BEYİ
=> SARAYIN SON HİKAYESİ
=> ÜNYE SANCAK BEYLİĞİ SARAYI ÖZEL
=> ÜNYE SANCAK BEYLİĞİ SARAYI 9
BOLAMAN BAYRAM
BOLAMAN 2012
BOLAMAN 2013 MANZARALARI
BOLAMAN MART 2013
BOLAMAN ARAŞTIRMALARI
ORDU SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ
BOLAMAN 2014
BOLAMAN 14 MART 2014
BOLAMAN 28 MART 2014
BOLAMAN 14 NİSAN 2014
ORDU'YA LİMAN VE LOJİSTİK ÜSSÜ
ORDU VE TURİZM EKONOMİSİ
 

Bölgeler ve Şehirler Turizm ve Ulaşım

SÜLEYMANPAŞA SARAYI VE HAZİNEDARLAR


  BU ARAŞTIRMA, SAYIN YAŞAR KARADUMAN TARAFINDANYAPILMIŞ VE
www.unyekent.com sitesinde yayınlanmıştır.

Tarihimize ışık tutacağına inandığımız bu araştırmayı sitemizde yayınlanmasına izin veren 
Sayın Yaşar KARADUMAN' a teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dileriz..

YAZIDAKİ BÖLÜMLERE SOLDAKİ MENÜDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.

HAZİNEDARZADE SÜLEYMANPAŞANIN KİM OLDUĞUNU, ÜNYEDE YAPTIRDIĞI VEZİRPAŞA SARAYINI MERAKLA  VE İLGİYLE OKUYACAĞINIZI UMUYORUZ. 

ARAŞTIRMANIN BOLAMANLA İLGİLİ KISMININ DA BİR AN ÖNCE TAMAMLANMASI, BU KONUDA BİLGİ VE BELGESİ OLANLARIN BBİZİMLE PAYLAŞMASI EN BÜYÜK DİLEĞİMİZ. 

1800 LÜ YILLARDA, PADİŞAHI BİLE KISKANDIRACAK BİR ŞAHESERE SAHİP OLAN YÖREMİZİN BU DEĞERLERE SAHİP ÇIKMAMIZ VE GELECEK KUŞAKLARA AKTARMAMIZ HEPİMİZİN GÖREVİ.

BİZİM BOLAMAN DERGİSİNİN SİTEMİZDE YAYINLANAN BÖLÜMLERİNDE DE GÖRDÜĞÜMÜZ SÜLEYMANPAŞA SARAYI, ACEBA ASLINA UYGUN OLARAK YENİDEN İNŞA EDİLEMEZMİ'?

KÜLTÜR BAKANIMIZ SAYIN ERTUĞRUL GÜNAY UMARIZ BÖYLE BİR ÇALIŞMAYA ÖNCÜLÜK EDER.

Süleyman Paşa Ünye Sancak Beyliği Sarayı (3)
2 Şubat 2009 Pazartesi 10:18
Saray Nasıl Yandı? Geçen haftadan devam.. Bu bölüme kadar, sarayın yapılışı hakkında bilgi vermiş yanışına kadar kırk yıl müddetçe Ünye’yi süslediği, görenlerin denizin içinde yüzen bir peri sarayına benzettiğini yazmıştık.

Bu dilden dile dolaşan efsane saray bir gün İstanbul’da sultan Abdülmecid’in kulağına gider.


“-Bizim ki İstanbul’a başımızı sokacak doğru dürüst bir evimiz yok bu ne biçim saraydır ki ünü buraya kadar gelür, bu paşa kim ola ki böyle bir saray yapturur?” demiştir. Gerçekten İstanbul’da Topkapı’nın dışında oturulacak ve misafir ağırlanacak bir saray yoktur. Ahşap saraylar eskimiştir. Saraylar bu tarihten sonra yapılmaya başlanacaktır. İlk olarak, Ünye’deki sarayın yandığı yıllarda yani 1848-50 Dolmabahçe sarayının yapımına başlanır.

Sarayın sultanın üzülmesini istemeyen işgüzarlar tarafından yakıldığı sanılmaktadır... 

Saray 1855 yılı bir Ekim ayında rüzgarlı bir gecede mutfakta çıkan bir yangın nedeniyle birkaç saat içinde kül olmuş içinden hiçbir şey kurtarılamamıştır. Yangın karşı tarafta bulunan ahırlara ve depolara sıçramış oldukça çok sayıda at, öküz, inek koyun, yanarak can vermiştir. Tüm erzak da dahil her şey çok kısa zamanda yanıp kül olmuştur. Alt katlarda bulunan yaşlı hizmetkarlardan, hastalardan ve çocuklardan olmak üzere yirmi kadar da insanın yandığı veya dumandan boğulduğu rivayet edilmektedir.

Sarayın üst katlarının ahşap olması, odaların tavanlarındaki, duvarlardaki ve ağaç kısımlarının bezemesi için boya kullanılması yangını hızlandırmıştır.

Yangın nedeniyle gökyüzü kıpkırmızı olmuş bu kırmızılık Samsun’dan Ordu’ya kadar görülmüş ve denizden geçmekte olan yelkenli gemiler tarafından hayret ve şaşkınlıkla izlenmiştir.

Sarayla beraber sağında ve solundaki Paşaya yakın ve komşu olabilmek için yapılmış erkan ve eşraf konakları da tutuşmuş onlar da kurtarılamamıştır. Rüzgarın etkisi ile çok uzaklara savrulan yanan tahta parçaları ve kıvılcımlar Ünye içinde ve yakın köylerde başka yangınlara da sebep olmuş, harmanda toplanan ürünler, mısırlar ve buğdaylar ot yığınları ve bazı ahşap evler tutuşarak yanmış o gece ve ertesi gün Ünye ve civarında tam anlamıyla bir felaket yaşanmış hayvan ve insan zayiatları olmuştur.

 

Sarayda yangın esnasında Süleyman Paşa’nın kendisinden sonra Trabzon valisi olan oğlu Osman Paşa’nın annesi Erbaa’dan İçerlioğlu kızı Safiye Hanım oturuyordu, yaşlı ve hasta idi, bundan başka, daha sonra Ünye Sancak Beyi olacak torunu olan Nuri paşa ve aile efradı oturmakta idi. Safiye Hanımın kurtarılamadığı ve dumandan boğularak öldüğü anlatılmaktadır. Etraftaki su kuyularından, sarayın sarnıcından ve denizden alınan su alevlere karşı koyamamış, o gecenin fırtınalı olması yangının çevre konaklara ve ahırlara sıçramasına neden olmuştur.

Bu yangından sadece duvarlar ayakta kalmıştır. Bir de apartmanların arasında sıkışıp kalan çeşmesi. Buraya bir daha uzun yıllar bina yapılmamıştır. Paşabahçe olarak şehrin ortasında yemyeşil kalmıştır. Ellili yıllarda okullar yılsonu pikniğine öğrencileri buraya getirirlerdi. Burada atmışlı yılarda bir de yazlık sinema yapılmıştı. “Paşabahçe Yazlık Sineması”.. Bu sinemanın çocukluk anılarımızda çok önemli yeri vardır.

Daha sonra burası da apartmanların istilasına uğradı, beton bloklar paşanın bahçesini yuttu.

Sarayın, yangından kurtulan hamamı, uzun yıllar “Saray Hamamı” adı altında hizmet verdi. O da gelişen teknolojiye yenik düşerek atmışlı yıllarda faaliyetini durdurdu. Şimdi apartmanların arasında sonunu beklemektedir.

Burası betonlaşmadan önce bir araştırma yapılamadı. Bu yazdıklarım dışında elimizde saray hakkında başka bilgi yoktur.

Bu bir bilimsel bir çalışma değildir. Daha iyisi yazılana kadar şimdilik bununla yetinmek zorundayız.

Osman Doğan’ın “Karadeniz de Bir Boğaziçi” adlı eserinde saray ile ilgili bir not vardır. “Yangınından kurtarılan tahtalar ağaç kısımlar ve bazı taşlar, paşanın Bolaman’da yaptırdığı başka bir konakta ve sarayın yerine yapılan binalarda kullanılmıştır. “

 

Gelecek hafta:

Haznedarzade Süleyman Paşa kimdir?

Nereden ve nasıl Ünye’ye gelmişlerdir?.

İki yüz yıl Canik Bölgesini yöneten bu aile aslında Behram Beyle başlamakta olup, Gürcistan’dan gelmişlerdir. Aileden çok sayıda paşa, vali, sancak beyi, bir kadın şair, bir erkek şair, milletvekili, üst düzey bürokratlar çıkmıştır. Samsun’dan Trabzon’a kadar hemen her yerde hamam, okul, cami, çeşme, kütüphane gibi hayır işleri yapmışlardır. İlerideki sayılarda Süleyman Paşanın torunları olan Şair Fitnat Hanım’ı ve Şair Mazhar beyi ayrıca inceleyeceğiz.

 

 
 

Osman Paşa Ve Son Ünye Sancak Beyi
16 Şubat 2009 Pazartesi 21:07
Ünye Sancak Beyliği Sarayı veya diğer adıyla Süleyman Paşa Sarayı ve Hazinedarzadeler hakkındaki dosyamızın yedinci bölümüne geldik, sıkıldığınızın farkındayım, biraz daha sabır, onuncu dosyada bitirelim.

Artık daha fazla bilgi bulamadığım için ben de yazmakta zorlanıyorum. Fatsa, Bolaman, Ordu, İstanbul, Ünye ve Ankara’da yaşayan aile fertlerinden konu hakkında bilgisi olanların hemen hepsi ile görüştüm. Ayrıca araştırma tamamlandıktan sonra gelen bilgileri de sizlerle paylaşacağım.


Bugünkü bölümde Süleyman Paşa’nın Ünye koluna kadar olan soy ağacını ve Ünye’deki kolun geldiği Osman Paşa’yı incelemek için biraz geriye gidelim.

Trabzon valisi Canikli Ali Paşa, Süleyman Behram Bey’le tanışarak onu Gürcistan’dan Orduya getirir. Canikli Ali Paşa Ünye’lidir, Canikli ailesinin mezarları Ünye’nin Eskikızılcakese köyündedir. Behram Bey’i kardeşi, daha sonra Trabzon valisi olacak olan Süleyman Paşa’ya hazinedar olarak verir. Canikli ailesinde uzun zaman erkek çocuk dünyaya gelmez, soylu ailelerin erkeklerini kendilerine damat ve aynı zamanda hazinedar yaparlar.

Süleyman Behram Bey’in Canikli Süleyman Paşa’nın kızından yedi çocuğu olur.

Bunlar; Mustafa, Nazir, Gaygusuz, İbrahim Süleyman, Emir, Naile.

Böylece Hazinedarzadelerin bugüne kadar gelen soyları başlamış olur. Behram Bey’in ve eşinin mezarı Aybastı’dadır.

Bu çocuklardan Süleyman, ileride devlet hizmetinde yıllar süren görevleri sonunda “Hazinedarzade Süleyman Paşa” olarak Trabzon’a vali olacaktır.

Hazinedarzade Süleyman Paşa daha vali olmadan Ünye’deki sarayın yapımına başlar yıl 1808 dir. Saray 1815 yılında biter.. Süleyman Paşa 1818 yılında sıtmadan vefat eder, mezarı Çarşambada Rıdvan Bey camisinin avlusundadır.

Süleyman Paşa’nın da üç nikahlı eşinden dört oğlu olur. Ahmet, Osman Memiş ve Aptullah..

En büyük oğul Osman Ünye’deki kolun çıkış noktasıdır. Osman Trabzon’un ayanlardan gelen son valisidir onbeş yıl valilik yapar ve 1838 de vefat eder, mezarı Trabzon’dadır. Vezir ve Müşir ünvanı verilmiştir. Bundan sonra valiler merkezden tayin edilecektir. Aptullah Paşanın mezarı Çarşamba’dadır. Ahmet Paşa ise aileden çıkan iki şairden biri olan Şair Fitnat hanımın babasıdır.

“Osman Paşa Çarşamba’da doğmuştur, doğum tarihi bilinmiyor. Annesi Erbaa’dan İçerlioğlu ailesinden bir hanımdır. Erbaa ilçesinden Zernuşah, Gülbeyaz ve Pembe Hanımlarla evlenmiştir.

Osman Paşa’nın beş erkek evladı ve yedi kız çocuğu olur bunlar erkekler:

Süleyman, Esat, Mehmet Tahir, Hasan ve Mehmet Nurettin.

Kızlar: Zineti, Şakire, Behiye, Fatma Emine Naile Asiye ve İsmet. Hangi çocukların hangi hanımlardan olduklarını bilememekteyiz.

Diğer çocuklar hakkında da fazla bir bilgimiz yoktur. Kızlar ve erkekler ne olmuşlardır, hiçbir belge ve iz bulamadık.

Ünye kolu Osman Paşa’dan sonra Osman Paşa’nın çocuklardan Mehmet Nurettin ile devam eder. Mehmet Nurettin 1864 yılında Ünye, Sancak Beyliği olunca Nuri Paşa adıyla Ünye Sancak Beyi olacaktır. Saray da o yıllarda Osman Paşa’nın diğer oğlu Süleyman Bey’de oturmaktadır. 1854 yılında Ünye’den geçen bir seyyah Süleyman Bey’in düğününde bulunur.. Süleyman Bey üçüncü defa evlenmektedir. Avusturyalı seyyah Franz Von Verner, yarısı yanmış sarayda Süleyman Beyin düğününü anlatır anılarında. 

Süleymanbey ve Mehmet Nurettin saray yandığı sırada sarayda bulunuyordu. Mehmet Nurettin yangından onbeş sene kadar sonra Ünye Sancak beyi olacaktır. Ancak dört yıl sonra sancak beyliği kaldırılacak ve Ünye Samsun’a Canik Sancağına bağlanacaktır.

Nuri Paşa son sancak beyidir. 

Biz Ünye’deki Hazinedarzadelere gelebilmek için Nuri Paşa’yı izlemek zorundayız.. Ancak dikkat ederseniz bazı isimleri çok sık tekrarlıyoruz. Böyle yapmazsak paşalar ve Süleymanlar birbirine karışıyor.

Osman Paşa’nın dördüncü oğlu olan son Ünye Sancak beyi Mehmet Nurettin tarihteki adıyla Nuri Paşa’nın Mazhar, Asaf ve Fethiye Hanım adında üç çocuğu olur.

Mazhar, Ünyeli Şair Mazhar Bey’dir. Ailede ileride bir Mazhar daha gelecektir ilerde 61-64 yıllarında Ordu Milletvekili olan Mazhar Haznedar.. Mazhar Haznedar Şair Mazhar Bey’in Rüveyde adlı kızından torunudur. Diğer Kızı Zahiye Hanım, Ünye’de konağında, sarnıca düşerek boğulan hizmetlisi yüzünden son yıllarını rahatsız olarak geçirmiştir.  

Naci Bey, Hamit Bey ve Sait Bey Nuri Paşanın ikinci oğlu Asaf Bey’in çocuklarıdır, kabirleri Tepe’deki aile kabristanlığındadır. Mezarlıkta özellikle aradığımız iki mezar vardı bulamadık. Bunlar Nuri Paşa ile oğlu Asaf Bey’in mezarları idi. Bu konuda bilgisine başvurduğumuz Hamit Bey’in kızı Ayşe Hanım: (Prof. Dr. Ayşe Yalın) “Onların mezarlarının büyük bir ihtimalle Sait ve Naci Beylerin mezarlarının altında olduğu Sait ve Naci Beylerin Nuri Paşa ve Asaf Bey’in mezarlarına defnolunduğunu söylemiştir.

Aileden Ünye’de yaşayan tek kişi Hamit Bey’in kızı Ayşe Hanım’dır... Diğerlerinin hakkında bilgi alabileceğimiz kimse bulamadık.

Bu araştırma sırasında çok ilginç bir tesadüf karşımıza çıktı, yazmadan geçemeyeceğim. Yedi kuşak kadar önce bu bölümün başında bahsettiğimiz Hazinedarların ataları Caniklioğullarında bir dönem hiç erkek çocuk dünyaya gelmemişti. Canikli ailesinde o dönem erkek çocuk doğmayışı yedi kuşak sonra Hamit Beyde tekrarlamış ve Hamit Bey’in; Özay, Hilkat, Serpil, Ayşe, Şafak, Şevkat adında altı kız çocuğu olmuştur. Bunlardan Özay Hanım müzisyen Dr Bilal’in annesidir. Ailenin Bolaman kolundan Hüsnü Haznedar adlı bir müzisyen daha vardır.

Ünye’de aileden sadece Ayşe Hanım, yaşamaktadır. Aile fertleri ve çocuklarının çoğu Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerdedirler. Meslek gruplarına balkıdığında içlerinde Avukat ve müzisyen çoğunluktadır.. Şair var mıdır bilemiyoruz.


 
 

Değerli okuyucular ve bu araştırmadan yararlanacak olan değerli arkadaşlar..

Ben bir tarih kitabı yazmıyorum, bu bir bilimsel çalışma değildir.

Bazı bölümler, sözlü anlatımlara ve çok zayıf bulgulara dayanılarak kurgulanmıştır

Okuyucular bunları nasıl bilebildiğimi ve bulabildiğimi soruyorlar..

Bu çalışma gerektiren ciddi bir iştir, diğer araştırmalarda olduğu gibi büyük bir kısmı sözlü anlatımlara dayanmaktadır, bunları anlatanların çoğu isimlerinin kaynak olarak gösterilmesini istemiyorlar. Bazılarının isimlerini hoşgörülerine sığınarak izin almadan yazdım, umarım bana kızmazlar.

Gelecek hafta: Aileden çıkan iki şair, Fitnat Hanım ve Mazhar Bey

Bu bölümün hazırlanmasında:

Osman Doğan (Tarihte Ünye)

Orhan Naim Haznedar (Bizim Bolaman)

Av. Hikmet Naim Hazneder

Mazhar Haznedar

Prof. Dr. Ayşe Yalın (Haznedar)

Avukat Murat Haznedar

Ecz. Yaşar Haznedar

Ahmet Derya Varilci (Ünye Yerel Tarih Grubu)

Türkiye Manzaraları Franz Von Verner (Murad Efendi)

Bilgi ve arşivlerinden yararlanılmıştır.

 
 

 

Ünye Sancak Beyliği Sarayı (11) Özel Bölüm.. Mezarlar
16 Mart 2009 Pazartesi 17:15
Bu hafta sizlere meydandaki mezarla ilgili bir gerçeği yazacak ve tarihin nasıl saptırıldığını açıklayacak, Kanije Kahramanı Tiryaki Hasan Paşa sanılan kişinin, yani Ünyeli Bahriye MirlivasıTiryaki Hasan Paşa’nın kim olduğunu anlatacaktım.

Fakat on haftadır yazmaya çalıştığımız Ünye sancak beyliği sarayı yani Süleyman Paşa sarayı ve Haznedar ailesi,ile ilgili yeni gelişmeler oldu..Bunları da sıcağı sıcağına aktarayım dedim. Çünkü Tiryaki Hasan Paşa da dört beş hafta devam edecek. Meydandaki mezarı restore ettiler. Şu anda kitabesi yazılmadı. Ne yazacaklarına henüz bilmiyorlar.


 

Son sancak beyi Nuri Paşa

Ve şair oğlu Mazhar Bey

 

Trabzon’un fethinden sonra yapılan idari yapılanmada Canik sancağına bağlı bir kaza olarak görünen Ünye, 1864 yılından 1868 yılına kadar Sancak Beyliği oldu. Bu, bugünkü vilayete eş değer de bir idari sistemdi. Kendisine bağlı kazaları vardı. Bunlar Fatsa Niksar Erbaa Bolaman ve Karakuş (Akkuş)

Bu düzenleme 1868 yılında değişmiş ve Ünye Canik Sancağına bağlanmıştır.

Bu yapılanmada Ünye Sancak Beyliği’ne sarayı yaptıran Haznedarzade Süleyman Paşanın torunu Mehmet Nurettin (Nuri Paşa) getirilmiştir. Nuri Paşa Ünye’nin ilk ve son Sancak Beyidir.

Sancak, Osmanlı taşra teşkilatında kazaların birleşmesiyle oluşan eden ve Sancak beyi denilen görevli tarafından yönetilen idarî birimin adıdır. Ayrıca bunlar, idareleri altındaki hem idarî, hem askerî, hem de asayiş islerinden sorumlu idiler.

Taşra Teşkilatı, küçükten büyüğe; köy (karye), nahiye, kaza, sancak (liva) ve eyaletlerden oluşmakta idi. Nahiyelerin köylerle birleşmesinden kazalar, kazaların birleşmesinden sancaklar, sancakların birleşmesi ile de eyaletler ortaya çıkmıştı.

Sancak, liva olarak da isimlendirilirdi. Sancakların başında “sancak beyi” yani “mutasarrıf” bulunurdu.

Ünye tekrar kaza olarak Canik sancağına bağlanınca sancak beyliği makamı kaldırıldı ve Nuri Paşa tarihe ilk ve son Sancak Beyi olarak geçti. Ünye’de yaşadı ve orada vefat etti. Çamurlu Mahallesi Tepe mevkiinde aile kabristanlığına defnedildi. Mezarı zamanla kayboldu. Oğlu Şair Mazhar Bey’in bugün hayatta olan ve aynı adı taşıyan torunu Ordu eski milletvekili Mazhar Haznedar, yine torunlarından Hilkat Haznedar Gürsoy’un ve Ayşe Hazneder Yalının da ifadelerine göre mezarlıktaki yer darlığından üzerlerine torunları defnedildi.

Bir kayıp mezar da Nuri Paşa’nın oğlu Şair Mazhar Bey’in mezarıdır. Mazhar Bey Ünye’de dünyaya gelmiş Ünye’de yaşamış ve Ünye’de vefat etmiş bir divan edebiyatı şairidir. Geçen bölümlerimizde bu konuda yeterli bilgi verdik. Mazhar Beyin iki kızı olmuştur. Rüveyde Hanım ve Zahiye Hanım.. Ordu eski milletvekili Mazhar Haznedar Bolaman’a gelin giden Rüveyda Hanım’ın oğludur. Rüveyde Hanımın mezarı tepe mezarlığındadır. Kardeşi Zahiye Hanımla yan yana yatmaktadır.

Daha önce de yazdığım gibi bu Ünye için önemli iki kişinin mezarlarının kayıp olması Ünye tarihi açısından bir noksanlıktır.

 

Son Sancak Beyi ve

Şair oğlu Mazhar Bey’e

Mezat Taşı

 

Ünye’de görüştüğüm, paşanın torunlarından Prof. Dr. Ayşe Yalın Haznedar’da bu noksanlığı benimle paylaşarak en kısa zamanda tam yeri belli olmasa bile aile kabristanlığına “Son sancak Beyi Nuri Paşa” ve “Şair Mazhar Bey’”e ait iki kitabenin dikileceği müjdesini verdi. “Ünye Tarih Araştırmaları Grubu” adına Ayşe hanıma teşekkür ederim. Guruptaki değerli arkadaşlarım Ahmet Kabayel ve Ahmet Derya Varilci bu konuyla ilgilenecekler.

Son sancak beyinin Ünye’de yaşayan son erkek torunu Sait Haznedar’la da görüşme imkanı buldum. Sait Haznedar da bazı yeni bilgilerle bana yardımcı oldu.

Kız torun Ayşe Hanım; Prof. Dr. Ayşe Haznedar Yalın ise beni yeni restore ettirdiği ve Haznedar Çocuk Bakım Evi olarak hizmete açtığı baba evinde kabul etti. Eşi Berkay Bey’de arada katıldı bize. Çocukluk ve gençlik yıllarımızda çok merak ettiğimiz bu evi, Ayşe Hanım gezdirdi, tek tek odaları gösterdi ve anılarını anlattı. Ev çok güzel restore edilmiş, her şey olduğu gibi korunmuştu. Alt kata babası Hamit Haznedar adına bir kütüphane yaptırmıştı Ayşe Hanım. Bu eve daha detaylı olarak tekrar başka bir sayıda döneceğiz.

Gelince asıl anlatmak istediğime..

 

Ailenin kalbi Çarşamba’dadır.

Ailenin ataları sayılan Canikli oğullarının mezarları Ünye’nin Eskikızılcakese köyündedir. Haznedarlar anne tarafından Ünyelidir. Bana tarafından ise Ortaasyadan gelerek Gürcistana yerleşen Oğuzların Tavat Oymağındandır. Bazı tarihçiler Haznedarlar için Gürcü asıllı derler. Oysa aileden o yıllarda kimse Gürcüce bilmemektedir. İsimleri Türk isimleri olup çocuklarına da Türk isimleri koymuşlardır. Gürcü kızı almamışlardır. Ailede bir tek şair Fitnat hanımın annesi Sancan Hanım Çerkez asıllıdır. Büyük baba Behram Bey Trabzon Valisi Ünyeli (Canikli) Süleyman Beye Haznedar olur ve kızı ile evlenir.. Behram Bey ve eşinin mezarı Aybastı’dadır.

Behram beyin çocuklarına bu nedenle Hazinedarzade denir, yani Haznedaroğlu.. Soyadı kanunu ile zade, ağa, şeyh gibi ünvanlar yasaklanınca ailenin adi Haznedar olarak kalır.

Ailenin kalbi ve Haznedarzade Süleyman Paşa ile diğer aile efradı, eşi çocukları ve daha kimler olduklarını bilemediğim bir sürü insanın mezarı Çarşambadadır. Rıdvan Bey camisinin avlusunda geniş bir mezarlıkta yatmaktadırlar.

Mezarlık adeta Canik sancağının ve Ünye’nin bir arşivi ve müzesi gibidir. Mezarlar ve mezartaşları çok bakımsız ve acı vericidir. Cam fanuslar içine korunması gereken bu taşlar ve mezarlar perişan haldedir. Mezarların üzerinden çirkin bir mermer merdiven geçirilmiştir. Osmanlının ikiyüz yıl önce yaptığı muhteşem mezartaşları ve mezarlar ilgisizlik ve kadirbilmezliğimizi göstermektedir.

1818 yılında tayin edildiği Alaiye sancağına giderken Ünye’deki konağında bir müddet kalan ve sonra Çarşamba’ya getirilip burada vefat eden Haznedarzade Süleyman Paşa

Yeşilırmağın kenarında bu ırmakta boğulan bir kız adına yaptırılan, daha sonra kendisinin büyüttüğü Rıdvan Bey Camisinin avlusundaki muhteşem mezarında evlad_u ayali ( çocukları ve aile bireyleri) ile yatmaktadır.

Son anda İstanbul’dan telefon eden Mustafa Haznedar, Süleyman Paşanın oğullarından Ahmet Paşa’nın soyundan geldiğini Şair Fitnat Hanım’ın akrabası olduğunu elinde bulunan bazı bilgileri vereceğini söyledi, teşekkür ederim.

 
yasar.karaduman@gmail.com


Gelecek hafta bir değişiklik olmazsa, Ünyeli Bahriye Mirlivası Tiryaki Hasan Paşa

 
 

 

Ünye Sancak Beyliği Sarayı (11) Özel Bölüm.. Mezarlar
16 Mart 2009 Pazartesi 17:15
Bu hafta sizlere meydandaki mezarla ilgili bir gerçeği yazacak ve tarihin nasıl saptırıldığını açıklayacak, Kanije Kahramanı Tiryaki Hasan Paşa sanılan kişinin, yani Ünyeli Bahriye MirlivasıTiryaki Hasan Paşa’nın kim olduğunu anlatacaktım.

Fakat on haftadır yazmaya çalıştığımız Ünye sancak beyliği sarayı yani Süleyman Paşa sarayı ve Haznedar ailesi,ile ilgili yeni gelişmeler oldu..Bunları da sıcağı sıcağına aktarayım dedim. Çünkü Tiryaki Hasan Paşa da dört beş hafta devam edecek. Meydandaki mezarı restore ettiler. Şu anda kitabesi yazılmadı. Ne yazacaklarına henüz bilmiyorlar.


 

Son sancak beyi Nuri Paşa

Ve şair oğlu Mazhar Bey

 

Trabzon’un fethinden sonra yapılan idari yapılanmada Canik sancağına bağlı bir kaza olarak görünen Ünye, 1864 yılından 1868 yılına kadar Sancak Beyliği oldu. Bu, bugünkü vilayete eş değer de bir idari sistemdi. Kendisine bağlı kazaları vardı. Bunlar Fatsa Niksar Erbaa Bolaman ve Karakuş (Akkuş)

Bu düzenleme 1868 yılında değişmiş ve Ünye Canik Sancağına bağlanmıştır.

Bu yapılanmada Ünye Sancak Beyliği’ne sarayı yaptıran Haznedarzade Süleyman Paşanın torunu Mehmet Nurettin (Nuri Paşa) getirilmiştir. Nuri Paşa Ünye’nin ilk ve son Sancak Beyidir.

Sancak, Osmanlı taşra teşkilatında kazaların birleşmesiyle oluşan eden ve Sancak beyi denilen görevli tarafından yönetilen idarî birimin adıdır. Ayrıca bunlar, idareleri altındaki hem idarî, hem askerî, hem de asayiş islerinden sorumlu idiler.

Taşra Teşkilatı, küçükten büyüğe; köy (karye), nahiye, kaza, sancak (liva) ve eyaletlerden oluşmakta idi. Nahiyelerin köylerle birleşmesinden kazalar, kazaların birleşmesinden sancaklar, sancakların birleşmesi ile de eyaletler ortaya çıkmıştı.

Sancak, liva olarak da isimlendirilirdi. Sancakların başında “sancak beyi” yani “mutasarrıf” bulunurdu.

Ünye tekrar kaza olarak Canik sancağına bağlanınca sancak beyliği makamı kaldırıldı ve Nuri Paşa tarihe ilk ve son Sancak Beyi olarak geçti. Ünye’de yaşadı ve orada vefat etti. Çamurlu Mahallesi Tepe mevkiinde aile kabristanlığına defnedildi. Mezarı zamanla kayboldu. Oğlu Şair Mazhar Bey’in bugün hayatta olan ve aynı adı taşıyan torunu Ordu eski milletvekili Mazhar Haznedar, yine torunlarından Hilkat Haznedar Gürsoy’un ve Ayşe Hazneder Yalının da ifadelerine göre mezarlıktaki yer darlığından üzerlerine torunları defnedildi.

Bir kayıp mezar da Nuri Paşa’nın oğlu Şair Mazhar Bey’in mezarıdır. Mazhar Bey Ünye’de dünyaya gelmiş Ünye’de yaşamış ve Ünye’de vefat etmiş bir divan edebiyatı şairidir. Geçen bölümlerimizde bu konuda yeterli bilgi verdik. Mazhar Beyin iki kızı olmuştur. Rüveyde Hanım ve Zahiye Hanım.. Ordu eski milletvekili Mazhar Haznedar Bolaman’a gelin giden Rüveyda Hanım’ın oğludur. Rüveyde Hanımın mezarı tepe mezarlığındadır. Kardeşi Zahiye Hanımla yan yana yatmaktadır.

Daha önce de yazdığım gibi bu Ünye için önemli iki kişinin mezarlarının kayıp olması Ünye tarihi açısından bir noksanlıktır.

 

Son Sancak Beyi ve

Şair oğlu Mazhar Bey’e

Mezat Taşı

 

Ünye’de görüştüğüm, paşanın torunlarından Prof. Dr. Ayşe Yalın Haznedar’da bu noksanlığı benimle paylaşarak en kısa zamanda tam yeri belli olmasa bile aile kabristanlığına “Son sancak Beyi Nuri Paşa” ve “Şair Mazhar Bey’”e ait iki kitabenin dikileceği müjdesini verdi. “Ünye Tarih Araştırmaları Grubu” adına Ayşe hanıma teşekkür ederim. Guruptaki değerli arkadaşlarım Ahmet Kabayel ve Ahmet Derya Varilci bu konuyla ilgilenecekler.

Son sancak beyinin Ünye’de yaşayan son erkek torunu Sait Haznedar’la da görüşme imkanı buldum. Sait Haznedar da bazı yeni bilgilerle bana yardımcı oldu.

Kız torun Ayşe Hanım; Prof. Dr. Ayşe Haznedar Yalın ise beni yeni restore ettirdiği ve Haznedar Çocuk Bakım Evi olarak hizmete açtığı baba evinde kabul etti. Eşi Berkay Bey’de arada katıldı bize. Çocukluk ve gençlik yıllarımızda çok merak ettiğimiz bu evi, Ayşe Hanım gezdirdi, tek tek odaları gösterdi ve anılarını anlattı. Ev çok güzel restore edilmiş, her şey olduğu gibi korunmuştu. Alt kata babası Hamit Haznedar adına bir kütüphane yaptırmıştı Ayşe Hanım. Bu eve daha detaylı olarak tekrar başka bir sayıda döneceğiz.

Gelince asıl anlatmak istediğime..

 

Ailenin kalbi Çarşamba’dadır.

Ailenin ataları sayılan Canikli oğullarının mezarları Ünye’nin Eskikızılcakese köyündedir. Haznedarlar anne tarafından Ünyelidir. Bana tarafından ise Ortaasyadan gelerek Gürcistana yerleşen Oğuzların Tavat Oymağındandır. Bazı tarihçiler Haznedarlar için Gürcü asıllı derler. Oysa aileden o yıllarda kimse Gürcüce bilmemektedir. İsimleri Türk isimleri olup çocuklarına da Türk isimleri koymuşlardır. Gürcü kızı almamışlardır. Ailede bir tek şair Fitnat hanımın annesi Sancan Hanım Çerkez asıllıdır. Büyük baba Behram Bey Trabzon Valisi Ünyeli (Canikli) Süleyman Beye Haznedar olur ve kızı ile evlenir.. Behram Bey ve eşinin mezarı Aybastı’dadır.

Behram beyin çocuklarına bu nedenle Hazinedarzade denir, yani Haznedaroğlu.. Soyadı kanunu ile zade, ağa, şeyh gibi ünvanlar yasaklanınca ailenin adi Haznedar olarak kalır.

Ailenin kalbi ve Haznedarzade Süleyman Paşa ile diğer aile efradı, eşi çocukları ve daha kimler olduklarını bilemediğim bir sürü insanın mezarı Çarşambadadır. Rıdvan Bey camisinin avlusunda geniş bir mezarlıkta yatmaktadırlar.

Mezarlık adeta Canik sancağının ve Ünye’nin bir arşivi ve müzesi gibidir. Mezarlar ve mezartaşları çok bakımsız ve acı vericidir. Cam fanuslar içine korunması gereken bu taşlar ve mezarlar perişan haldedir. Mezarların üzerinden çirkin bir mermer merdiven geçirilmiştir. Osmanlının ikiyüz yıl önce yaptığı muhteşem mezartaşları ve mezarlar ilgisizlik ve kadirbilmezliğimizi göstermektedir.

1818 yılında tayin edildiği Alaiye sancağına giderken Ünye’deki konağında bir müddet kalan ve sonra Çarşamba’ya getirilip burada vefat eden Haznedarzade Süleyman Paşa

Yeşilırmağın kenarında bu ırmakta boğulan bir kız adına yaptırılan, daha sonra kendisinin büyüttüğü Rıdvan Bey Camisinin avlusundaki muhteşem mezarında evlad_u ayali ( çocukları ve aile bireyleri) ile yatmaktadır.

Son anda İstanbul’dan telefon eden Mustafa Haznedar, Süleyman Paşanın oğullarından Ahmet Paşa’nın soyundan geldiğini Şair Fitnat Hanım’ın akrabası olduğunu elinde bulunan bazı bilgileri vereceğini söyledi, teşekkür ederim.

 

yasar.karaduman@gmail.com

 

Gelecek hafta bir değişiklik olmazsa, Ünyeli Bahriye Mirlivası Tiryaki Hasan Paşa

 
 

 

“Ünye Sancak Beyliği Sarayı” (2)
17 Ocak 2009 Cumartesi 13:48
Geçen haftaki; “Paris Güzel Sanatlar Akademisi’nin duvarındaki Ünye sarayı” başlığı altında yine bu sayfada, Haznedaroğlu Süleyman Paşa Sarayı hakkında kısa bilgiler vermiş, sarayın nasıl yapıldığına bakmıştık. Bu sayıda da yine saray hakkında bulabildiğimiz bilgileri sizlere aktarmaya çalışacağız.

123 ziyaretçi (481 klik) kişi burdaydı!
Bölgeler ve Şehirler Turizm ve Ulaşım